Son dönemlerdeki Ergenekon tartışmaları içinde iki ufak detay pek de gündeme getirilmiyor. Birincisi ; darbe girişimini suç gören zihniyetin darbecileri hala yargılamaması, ki bu da demokrasicilik oyununda ki samimiyeti gösterir. Yani Darbe girişiminde bulunmak suç ama darbe yapmak suç değil gibi bir denklem çıkar ki ; sorarlar adama bu ne perhiz ne lahana turşusu diye...
İkinci olay ise imralı tapınağının ergenekondan uzak durun açıklaması oldu. Ki aynı perhizi burda da sorarlar demek gelsede Tapınağa yönelik hiçbir eleştiri mümkün olmadığından bunu "bir takım çevreler" yapamıyor o vakit biz yapalım
en önemli soru heralde "neydiniz efeler ne oldunuz ?" olacaktır.
Bir siyasi harekete karakterini veren o siyasi harekete yön verenlerin eğilimleridir. Makyevelist yapıdaki sağcı siyasetlerin genel tavrı dün dündür bugün bugün! yani her an değişebilir ,fikirleriyle tezat düşebilirler ancak bunların hepsi onlar için normaldir çünkü sağcılık genel olarak kaypak zeminde at koşturmaktır. Bunuda ülkemizde demirellerden özallara tayyiplere kadar yaşadık , yaşıyoruz.Sol siyasette ise tutarlılık temel prensiptir , zaten tutarlı olmayan siyasi yapılar ya savrulur revizyonist- reformist olurlar ya da zaten hiç solcu olmamışlardır.
Kürtçü siyasetin bugün geldiği konum bize ülkemiydeki sol bukalemonların gözükmesinde bizlere ışık tutuyor. Kendini tarikat şeyhine bağlar gibi örgüt liderine bağlayan kürtçü hareket, yoğun feodal özneleri içinde barındırmaktadır. Ama en ilginci son dönem İmralı Şeyhinin Marksın analizlerini beğenmeyip " ben onu yeniden yorumladım" açıklaması oldu. Hareket mimarisi itibariyle bu tarzı benimsemesede gelinen süreçte artık Kürtçü siyaset Apoculukla eş anlamlı hale gelmiştir.Oysa Hareketin mimarlarından Türkiye siyasetinde önemli bir yer almasında mihenk taşı olan DEVRİMCİ Mazlum Doğan bu konuya savunmasında gayet net cevaplar veriyor. Bakın Mazlum Doğan ne diyor:
" DURUSMA HAKIMI- Hangi noktalara katiliyorsun, hangilerine katilmiyorsun? Çok kisa degin. MAZLUM DOGAN - Evet. Simdi, genel olarak hareket Türkiye kamuoyunda, resmi basin tarafindan, yayin organlari tarafindan Apocular diye tanitilmaktadir. Halk arasinda, bizim disimizdaki çesitli Türkiye'deki sol gruplar ve Kürdistan'daki burjuva milliyetçi hareketler tarafindan böyle adlandirilmaktadir. Oysa bir siyasal organizasyonun bir kisinin adiyla lanse edilmesi dogru bir sey degildir. Aslinda gerçekte de böyle degil. Adi üzerinde bir partidir ve adi da Partiya Karkeren Kürdistan'dir. Daha çok Apocular diye lanse edilmesi Kürt burjuva milliyetçileri tarafindan yapilmistir. Bu, kastin yani sira bir de Kürdistan halkinin köylü anlayisindan kaynaklaniyor. Halk, örnegin CHP'yi Ecevit'le özdeslestirir, AP'yi Demirel'le özdeslestirir vs. gibi. Bizde de böyle olmustur. Hareketin Önderlerinden, yol göstericilerinden Abdullah arkadasin adi dolayisiyla burjuva milliyetçilerinin ve devletin resmi yayin organi da dahil, çesitli yayin organlarinin da tesvikiyle veya katkisiyla hareket, halk arasinda Apocular olarak yayginlastirilmis ve tanitilmistir"
Gerçekten çok iyi bir tanımlama!!! Burjuva milliyetçilerinin tanımlaması olması gereken isim bizzat hareket tarafından kullanılıyorsa Mazlum Doğan gibi hareketin kurucuları bu harekete nesiyle katkıda bulunuyorlar!
Hareket bugün geldiği nokta itibariyle geçmişini inkar eder konuma düşmüştür. Bir Siyasi hareket ne zaman ki geçmiş bağlarından kopar savrulur o zaman işte o hareket artık varoluşundan başka biryöne evrilmiştir. Bugün hareketi kendinin varlığına bağlayan şeyhimize en güzel cevabı Kemal Pir Yoldaş veriyor. Bakın savunmasında ne diyor:
" Apoculukta zaten bizi tek kişiye bağlı göstermek gibi bir şeydi. Halbuki biz bir insana falan bağlı değiliz. Abdullah yoksa, bu hareket yoktur diye bir şey yoktur. Abdullah’ın kendisi de bu hareketin bir insanıdır. Durum budur. Böyle bir şey de yok."
Hareket bugünkü konumu ititbariyle Politik hedeflerini iki temele oturtmuştur.
a) İmralı Şeyhinin devlet tarafından muattap kabul edilmesi ya da tanınması
b) Kürt kimlik sorunu
Bu olgular araç değil artık amaç olduğu- ki bugün öyledir- takdirde bir feodal tarikatçi ve milliyetçiliğe evrilen bir yapı sergiler. Oysa biy hep biliriz ki Temel çelişki sınıfsal temellerden alınıp yatay temellere çekilirse bu hareket Sosyalistlerin ne cephesel ne fikirsel yoldaşı olabilir.
Bizler için temel ittifak olgusuda budur.Bakın Kemal Pir Yoldaş Harekete katılmada ki temel olguyu nasıl açıklıyor:
"Onun için bu hareketi araştırdım, baktım. Bu hareket ne diyor, ne demiyor. Komünist mi, değil mi? Sosyalist mi? Basit milliyetçi bir hareketse asla katılmazdım. Basit Kürt milliyetçi bir hareketi ise katılmazdım. Milliyetçiliğe karşıyım çünkü ben. Milliyetçi değilim, milliyetçi düşüncenin hangi ulustan olursa karşısıyım çünkü ben, milliyetçi değilim, milliyetçi düşüncenin hangi ulustan olursa karşısındayım. İster bunlardan olsun, ister ne olursa olsun, Kürtlerden olsun. Katılmazdım ben böyle bir harekete. "
Peki Şeyhimiz hareketin programından sosyalist örgüttür kavramını çıkaralı Kemal Pir ide örgütten atmış olmuyormu?
Bunun gibi daha bir çok örnek verebiliriz ,kaldı ki zaten bunlar cemaatin elinde de var. Ama bunları söylediğimizde ya işbirlikçi! ya Faşist! ya da işçi partisine evrilme dönemi yaşadığımız söylenebilir!
Ancak gelin görünki Şeyh yakalandığında ilk sözleri:
"benim annem de türktü" "eğer şans verilirse Türkiye için çalımak istiyorum"
gülsekmi aceba ağlanacak bu hale!
Ayrıca hep başarısız ittifakların müttefiki Şeyh, harekete anlam verenler sonsuzluğa uğurlandıktan sonra nereye yanaşsam diye düşünüp bir karar verdi!
Ve her kendini eleştireni itham ettiği İşçi partisi türevliğiyle neler yapmış, kendinden dinleyelim
"Sayın Doğu Perinçek de buraya geldi. Dedim ki, bir devrim merkezi var, onun parlamenter sözcüsü ol. Eğer bir parlamenter sözcüsü olsaydı, Kürt-Türk birlikteliği de çok iyi gelişebilirdi. Kim kardeşlik istemiyor. Bize ikide bir milliyetçi diyorsunuz. Seni kendi ülkesinde ve devrimin bir merkezinde milletvekili adayı önerecek kadar Enternasyonalizme yatkınlık gösteren bir hareket mi milliyetçidir, yoksa buna tenezzül etmeyen, kendini çok üstte gören bir anlayışın sahibi mi milliyetçidir? Ve ben fazla anlamlı bulamadım...Tenezzül etmediler." (Gündem, 3 Mayıs 1993)"
Hareket bugün ne olduğu bilinmez bir hal almış konumda tabii ki bizi bu durum nispi derecede ilgilendiriyor.Çevremizdeki bukalemon solcuları görmemize fayda sağlıyorlar en azından!
